aktif_banner

Serdar Turgut motorcuları kızdırdı

Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut'un "Yaş almaya kalite katmak" başlıklı yazısı motorcuların tepkisini çekti. Yaşlı motorculara kızdığını söyleyen Turgut, "Bu yaşta çılgın yaşamlar kurma triplerine girmenin yakışmadığını, insanın üstünde utanç verici durduğunu düşünüyorum" diye başladığı yazısına, "Sokakta Harley Davidson ile dolaşan yaşlı-başlı adamları gördüğümde onlara da kızarım. Bunlar motosiklete binmekle de kalmıyor, genç işi kıyafetler giyiyorlar üstlerine tam oturmayan marjinal tavırlar sergiliyorlar…" diye devam ediyor. Serdar Turgut'un yazısına ilk tepki HOG (Harley Owners Group) Başkanı Emrah Soyuer'den geldi. Soyuer, ”hogtr.com” sitesindeki yazısında Turgut'u kulaktan dolma, eksik bilgilere dayanan mesnetsiz bir yazı yazmakla suçladı. Site üyelerinin de cevap yazdığı Serdar Turgut'u, eleştirenlerden biri de Sabah Cumartesi ekinde Motokeyf köşesini hazırlayan Metin Kalkavan oldu. Kalkavan, "Motor ırkçılığı" başlıklı yazısında, şöyle cevap verdi: "Serdar Turgut Akşam gazetesinde, motosikleti 'yaşını başını almış kişilerin nostaljik aracı' diye tanımlıyor ama yanılıyor. Son yıllarda artan kadın sürücüleri ve gençleri görmüyor olsa gerek…"

 Serdar Turgut'un yazısı:

"Yaş almaya kalite katmak"

Yaş almaya kalite katmaya çalışan insanın Syd Barrett'in hayatını okumaktan keyif alamayacağını düşünmek gibi önyargım var.

Bu yaşta çılgın yaşamlar kurma triplerine girmenin de yakışmadığını, insanın üstünde utanç verici durduğunu düşünüyorum.

Geçenlerde gazeteden çıkarken bir arkadaşımın günlük yorgunluğunu kitap okuyarak çıkarmaya çalıştığını gördüm. Kitap görünce asla dayanamadığımdan arkadaşın yanına gittim ve ne okumakta olduğu sordum.Kapağı gösterdi ve 'okumak isterseniz ödünç verebilirim' dedi. Ben genelde bu tür teklifleri hiç kaçırmam, hemen üzerine atlarım ama bu kez 'bu kitap benim yaşım için uygun değil' dedim. Syd Barrett'in yaşamıydı kitabın konusu. Bu konu beni şu anda hiç ilgilendirmiyor, heyecanlandırmıyor da, ne yapayım yani... Değişen zevkleri her zaman yaşlanmayla da açıklamak doğru değil, biliyorum... Dikkat ederseniz; yazının başlığına yaşlanmak değil yaş almak diye yazdım. Yaş alıyorum da, açıkça söylemek gerekirse yaşlanıyor gibi hissetmiyorum. Tabii ki vücut eskiyor doğal olarak da kafam hınzırlığını sürdürüyor. Daha dün akşam John Cleese adlı müthiş komedyenin Fawlty Towers adlı dizisini izliyordum da onunla ne kadar birbirimize benzemekte olduğumuzu düşündüm. John Cleese son derece fiziksel bir komedyen. Hiperaktivitesini yaşarken, bastırılmış hislerini suratından okuyabiliyorsunuz. Ben de aynı hislerle doluyum ama fiziksel yaşamıyorum bunları. Ani fırtınalar sürekli beynimde esip duruyor. (Belki de deliriyorumdur, ben ne bileyim...) Yaş almaya kalite katmaya çalışan bir insanın benim yaşımda, Syd Barrett'in hayatını okumaktan keyif alamayacağını düşünmek gibi bir önyargım var. Bu yaşta çılgın yaşamlar kurma triplerine girmenin de yakışmadığını, dahası bu tür şeylerin insanın üstünde utanç verici durduğunu düşünüyorum.

İşte bu önyargım yüzünden sokakta Harley Davidsonları ile dolaşan yaşlı-başlı adamları gördüğümde onlara da kızarım. Bunlar motosiklete binmekle de kalmıyor, genç işi kıyafetler giyiyorlar üstlerine tam oturmayan marjinal tavırlar sergiliyorlar falan filan... Harley Davidson gençliğin ve isyankarlığın bir sembolü olabilir tamam da, benim sokakta gördüğüm motosiklet üzerindeki dedeler, isyan etmek isteseler bile edecek takatları yok. Peki bu ısrar neden acaba?

Bu fenomen sadece Türkiye'ye özgü de değil. 1980 yılında motosiklet sahiplerinin ortalama yaşı 24 iken, bu 1990 yılında 32'ye yükselmiş.2003 yılında ise ortalama yaş 41 olmuş. Yani motosiklet sahibi olmak artık gençlere özgü bir olay değil. Gençliklerini yakalamak isteyen yaşını-başını almış kişilerin nostaljik aracı haline gelmiş.

Benim motosiklet ile beynimde bir-iki estantane olduğu için bu ihtiyarları da görmeye fazla dayanamıyorum. Birinci estantane New York'ta 18 yaşındayken seyrettiğim 'Easy Rider' filminden. Harley Davidson'un gençliğin ve isyankarlığın sembolü olması o film nedeniyledir. Kafamdaki diğer enstantane ise yine New York'ta evde izlediğim bir dokümanterdendi. Bir konser sırasında çekilmişti bu. Tam hatırlamıyorum da Rolling Stones konseri olması muhtemel. (Bu arada Rolling Stones'un hala daha konser vermesi acıklı değil mi? İnsanın keşke Mick Jagger ölse de kurtulsak bu acıdan diyeceği geliyor. Ünlü direktör Martin Scorsese, Rolling Stones ile ilgili bir dokümanter çekiyormuş. Bu da Scorsese'nin gençlik tripi olsa gerek) O konserde sahne korumasını Hell's Angels adlı motosikletli grup üstlenmişti. Seyircilerden bir tanesi durmadan sahneye saldırmaya çalışıyordu. Bir motosikletçi, adamı birkaç kez uyardı ama dinletemedi. Sonunda bıçağını çekip adamı herkesin gözü önünde öldürüverdi. O yıllarda iyi de yaptı dediğimi hatırlıyorum.

İşte bu gibi nedenlerden dolayı genç kıyafetler içinde motosikletle dolaşan yaşlı-başlı adamlara ve de gençliğe özgü davranışları sürdürmek isteyenlere ne saygı duyarım ne de severim. Yaş aldığını kabul edip de kendi yaşamına kalite katmaya çalışanlar bana uyar.


 HOG Türkiye Başkanı
Emrah Soyuer'in yazısı:

"Her işin bir kıyafeti vardır"

Sn Serdar Turgut,
Yazılarınızı eskiden beri okurum, 4 Kasım tarihli yazınızı okuduğumda, bu yazının kulaktan dolma, eksik bilgilere dayanan mesnetsiz bir yazı olduğunu düşünmekten kendimi alamadım.

Türkiye'de bini biraz geçen sayıda Harley Davidson var, Harley Owners Group Türkiye üyeleri içinde 22 yaş ile 70 yaş arasında 'yaş almış'erkek ve kadın üyelerimiz var.

Öncelikle şunu belirteyim, yapılan her işin bir kıyafeti vardır, ayakkabı boyacısı smokin giymez, motosiklete binmenin gerektirdiği kıyafetlerin ise özellikleri vardır. İstemediğiniz bir düşme anında sağlam bir keten kumaş bir metre sürüklendiğinizde parçalanır, bir deri giysi ise sizi 7-8 metre sürüklenmeye karşı korur, Bekli de yaşlı Harleyci'ye genç işi diye yakıştıramadığınız boynundaki bandana öyle işlere yarar ki, sizi yolda rüzgardan, sinek, böcekten korur, gözünüze damlayan teri silersiniz, beklenmedik bir kazada kanamayı durduracak ilk akla gelen araç bandana dır. Belki de genç işi diye dudak büktüğünüz cüzdana bağlı zincir ise motosiklet üzerinde iken cüzdanınızın düşmemesini sağlar.

Dünyada ve Türkiye'de motosiklet kullanım yaşının artmış olması bir özentinin artmış olması anlamına asla gelmiyor, aksine motosikletin yaşamda marjinal bir tercih olmaktan çıkıp, hem ekonomik bir araç olması, trafik yoğunluğuna çözüm olması, insanı özgürleştiren ferahlatıcı bir tercih olması nedeni ile toplumda rolünü olması gereken yere oturttuğu anlamına geliyor.

Biraz etrafınıza bakarsanız artık yollarda tarlasına giden çiftçi Mehmet amcayı, sanayide şanzımancı Mustafa amcayı motosiklet ile işe giderken görebilirsiniz, onların kriteri yaşamlarını kolaylaştırmak, yaş almak ile yaşlanmak konusunun motosikletle ilgisini sorarsanız hafifçe gülümserler.

Easy Rider kült bir filimdir ve Harley Davidson simgesi olduğu söylenebilir, ama hiçbir zaman isyankarlığın ve gençliğin simgesi olmamıştır, keza Harley Davidson için de hiçbir zaman gençlik simgesidir denilmemiştir. Evet kült ve hoş olmasına rağmen, uyuşturucu parası ile çıkılan Amerika yollarında , içilen marihuana eşliğinde yapılan özgürlük söyleşileri ve sonunda kim vurduya gidilen bir film zaten nasıl gençlik simgesi olabilir.

Bizzat Hell's Angels başkanı Sonny Berger'in aktarımı ile korumasıyapılan konser Rollig Stones konseridir. Jagger tansiyonu arttırmak amacı ile konseri geciktirmektedir, izleyciler gittikçe sabırsızlaşırlar, sahnenin önünde Hell's Angels üyelerinin Harley Davidsonları dizilidir. Sabırsız izleyiciler sahneye hücum edince Hell's motosikletlerinden bir kaçı devrilir, motosikletlerine aşırı düşkün olan Hell's üyeleri seyircileri dövmeye başlar, bunun üzerine kulisteki Hell's lerden biri belindeki silahı Jagger'in kafasına dayar ve sahneye şimdi çıkmazsan seni vururum der, Jagger kaskatı bir şekilde sahneye çıkar, ortalık sakinleşir. Öldürme olayı ise çoğunluğu savaş veteranı olan Hell's Angels' in anti –Vietnam bir gösteriyi basması sırasında meydana gelir.

Sevgili Turgut, dünya değişiyor, artık uçsuz bucaksız yollarda serserice dolaşan motosikletçiler eski filmlerde kaldı. Motosiklet yaşamda bir ihtiyaç olarak yerini aldı, bir çok insan büyük şehir stresinden, hafta sonu arkasına eşini, kız arkadaşını, yanına yol arkadaşlarını alarak yollara çıkıp uzaklaşıyor. Bunun da adı güvenli macera'dır.

Ama siz, elbette her yaştan bu yaşam keyfi ile dolu güvenli maceracıları hafif olmakla itham ediyorsunuz.

Bu duygunuz size sormak istediğim bir soruyu hatırlattı, sizin genel yayın yönetmenliğiniz öncesi Akşam gazetesinde her hafta yayınlanan bir motosiklet sayfası vardı, sizinle birlikte kalktı, motosiklete daha fazla yer vermeniz konusundaki dileğimi de size yolladığım geçmiş olsun mailinde belirtmiştim. Motosiklete ve motosikletçiye karşı mısınız?

Çünkü her ne kadar Harleyciye mal etmiş olsanız da sizin uygunsuz yaş ve uygunsuz kıyafet diye belirttiğiniz şekilde etrafta dolaşan BMW, Gold Wing, Yamaha motosiklet üzerinde dolaşan bir sürü arkadaşımız var. Harleyci diye yaftalamaya çalışsanız da neticede anlayışınız bütün motosikletçileri hafif görüyor.

İnsan doğası gereği, bazen çok isteyip de yapamadığı şeylere tepkigösterir. Bence en yakın bir zamanda bir motosiklete binin, motosiklet üzerinde adrenalin, rüzgar, ve özgürlük duygusu ile tanışın, eminin bu duygu sizi de biraz hafifletecektir. Bana kalırsa tercihiniz de Harley Davidson olsun, yakışır size. Sevgiler…

 Sabah Cumartesi ekinde Motokeyf
köşesini hazırlayan Metin Kalkavan'ın yazısı:

Motor ırkçılığı

Serdar Turgut Akşam gazetesinde, motosikleti 'yaşını başını almış kişilerin nostaljik aracı' diye tanımlıyor ama yanılıyor. Son yıllarda artan kadın sürücüleri ve gençleri görmüyor olsa gerek.

Aslında sizlere İtalya'nın Vicenza şehrindeki dünyada motosiklet kıyafeti üreticilerinin liderlerinden olan, Dainese fabrikasına ziyaretim ile ilgili izlenimlerimi yazacaktım. Çünkü motosikletin olmazsa olmazı olan koruyucu kıyafetler ile ilgili üretim süreci, güvenlik standartları ve bir de modası ("Modası yok," demeyin, her yıl değişen renkler ve tarzlar var) hakkında bilgiler aktaracaktım. Ama bunları size gelecek hafta vereceğim. Diyebilirsiniz ki, "Madem bunları gelecek hafta verecektin, neden konuya hemen girmedin?" Girmedim çünkü önce başka bir konu hakkında düşünmem gerekiyordu. Konu kısaca bir gazetecinin salt kişisel düşünceleri ile kamuyu yönlendirmesi. Bir gazeteci, öncelikle doğru haber vermeli ve okuyucusunu yanlış ve eksik bilgi ile bilgilendirmemelidir. Konu motosiklet. Ben Harley kullanmam ama Harleyci çok arkadaşım var. Harley kullanıcıları dünyada eşine az rastlanır bir şekilde birbirine bağlı bir topluluktur. Her yıl dünyanın birçok yerinde toplantıları olur. Onlar kilometrelere bağlı kalmaksızın yola dökülürler ve birbirlerini kucaklarlar. Aslında bir Harley gezisine katılırsanız; içinde Honda, BMW, Suzuki, Yamaha gibi diğer motosiklet markalarını da görebilirsiniz. Yani adı Harley'dir ama amaç motosiklettir. Yani motosikletçiliğin ırkçılığını yapmazlar ve her motosiklete kapılarıaçıktır. Ben en son eylül ayında Harley Owners Group (HOG) ile bir geziye katıldım. İki gece üç gün süren bu Saroz gezisinde yeni dostluklar ve arkadaşlıklar edindim. Çok da mutlu oldum. Fırsat buldukça bu gezilere katılacağım.

Gençler de kullanıyor
Gelelim sorunumuza... Sayın Serdar Turgut geçen hafta 4 Kasım 2006 tarihli Akşam gazetesindeki köşesindeki yazısında Harley ve Harley kullananları eleştirmiş. Yazısının bir bölümünde "1980 yılında motosiklet sahiplerinin ortalama yaşı 24 iken, bu 1990 yılında 32'ye yükselmiş. 2003 yılında ise ortalama yaş 41 olmuş. Yani motosiklet sahibi olmak artık gençlere özgü bir olay değil. Gençliklerini yakalamak isteyen yaşını-başını almış kişilerin nostaljik aracı haline gelmiş," diyor. Dedim ya, bir gazeteci önce araştıracak sonra yazacak diye. İşte somut araştırılmamış bir cümle. Şimdi bunu irdeleyelim isterseniz. 1980'de ne oldu? İhtilal. Türkiye büyük bir krizin içine girdi ve ekonomik ve siyasi sıkıntılar ile uğraştı. 1994'de ne oldu? Cumhuriyet tarihinin en önemli ekonomik krizi ve paramız bir gecede pul oldu. 1999'da ise hepimizi üzüntüye boğan Marmara depremi oldu. 2001'de ise ikinci büyük ekonomik kriz patladı. Serdar Turgut ne diyor? 1980'den 2003'e kadar yaş ortalaması 24 olan motosikletçilerin yaşı 41 olmuş diyor. Tabii bu datayı nereden bulmuş onu tam bilmiyoruz ama, 1980'den 2003'e kadar 23 yıl geçtiğini biliyoruz. Bu da motosiklet kullanan kitlenin, bu kadar sıkıntılı geçen sürede motosiklet kullanmaya devam ettiğini gösteriyor. Yani 1980'deki grup, aslında 47 yaşına gelmiş oluyor. Tabii yeni girenlerle birlikte yaş ortalaması 41'e düşüyor. Kısaca 2003'e gelindiğinde, satın alan kesim 41 yaş civarında. Ama konservatif olan motosiklet camiasında sadece kendi içinde satışlar ve yeni kullanıcılar girmediğinden, bu yaş ortalaması yükseliyor. Yani o yaşa kadar motosiklet almamış kişiler, motosiklet almaya başlamıyor.

Aslında motosiklet satışlarında artış yada patlama 2004'e rastlıyor. O yıla kadar yılda ortalama 10-15 bin adet satılan motosikletler, birden Türkiye' ye gelen ucuz Çin ürünleriyle 200 binlere, sonrasında 300 binlere sıçrıyor. Acaba son üç yılda sayın Serdar Turgut hiç sokağa çıkıp da, ortalıkta artan kadın motosiklet sürücüleri ile gençleri görmüyor mu? Yoksa bir kartal yuvasında oturup nostaljik New York yaşamını mı düşünüyor? Azıcık sokağa çıkar ve etrafına bakarsa, motosikletteki yaş ortalamasının nerelere gittiğini görecektir. Son üç yılda Türkiye'de ortalama 200-250 bin motosiklet satılmaktadır. Siz ne kadar da beğenmeseniz de, her yıl etrafınızda ve gazetenizin bahçesinde daha çok motosiklet göreceksiniz. Belki önümüzdeki günlerde bir karar alıp gazeteye motosikletle gelen personelinize de yasak koyabilir ve gelmelerini engelleyebilirsiniz. Ya da acil bir evrağınızı moto kurye yerine araçla göndererek, İstanbul içinde 15 dakikalık mesafeye nasıl dört saatte gittiğini görebilirsiniz. Bence şunu deseydiniz yanınızda olurdum: "Motosikletleri alıyorlar ama canlarını hiçe sayarak kask takmıyorlar ve motosikletleri kasksız kullanıyorlar..." Kabul, hep birlikte el ele verip bununla ilgili bir kampanya başlatabilirdik ve emin olun, birçok motosikletçi arkadaş da yanınızda olurdu. Ama siz kolay olanı yaptınız ve "Genç kıyafetler içinde motosikletle dolaşan yaşlı- başlı adamlara ve de gençliğe özgü davranışları sürdürmek isteyenlere ne saygı duyarım, ne de severim," diyerek insanları politize ettiniz. Yani bu bir anlamda motosiklet ırkçılığı gibi bir şey oldu. Motosiklet kıyafeti olmazsa olmazlardandır. Bir motor kullanıyorsanız, motosikletin özelliğine göre korumalı, rüzgâr ve su geçirmeyen bir kıyafet kullanmalısınız. Nasıl bir futbolcu sahaya takım elbiseyle çıkamazsa, bir motorcu da kendi özel kıyafeti olmadan motora binmez. Fikrinize saygı duyuyorum ama fikrinizin sizde ve arkadaş topluluğunuzda kalması kaydıyla. Haftaya görüşmek üzere...Motor kullanırken uygun elbise giymeyi, kaskınızı takmayı, farınızı yakmayı ve trafik kurallarına uymayı unutmayın. Yolunuz açık olsun!

 Ayhan Kalyoncu
HOG Yönetim Kurulu Üyesi
Basın ve Halkla İletişim Sorumlusu

Sayın HOG Başkanı Emrah Soyuer
Serdar Turgut'a yazdığın yanıt kelimenin tam anlamı ile fevkalade olmuş. Özellikle son paragrafta yazdığın "İnsan doğası gereği, bazen çok isteyip de yapamadığı şeylere tepki gösterir. Bence en yakın bir zamanda bir motosiklete binin, motosiklet üzerinde adrenalin, rüzgar, ve özgürlük duygusu ile tanışın, eminin bu duygu sizi de biraz hafifletecektir" şeklinde psikolojik yönelimli değerlendirmen cuk oturmuş. Sanırım zaten Serdar Turgut geçirdiği beyin hadisesinden sonra yapamayacağı her şeye motora binmek gibi pislik atıyor. Ali Kırca'nın filmini seyrettikten sonra yazdığı makalede de onu kıskandığını açıkça ortaya koymuştu. Ama tabii adamın performansı pislik atacak gibi olmadığı için kıskançlığını açıkça deklere etti. "Eline ve kalemine sağlık."


Hakan Çetinel

Sn Serdar Turgut
Harley Davidson kullananlarla ilgili yazınızı okumuş bulunuyorum. Aslında şahıs olarak yazılarınızı okumam. Nedeni de ilgimi çekmediğidir. Sizle ilgili inanın bir fikrim bile oluşmamıştır. Yaşım 45'tir, yüksel tahsilli üst düzey yöneticilikler yapmış şimdilerde de kendi işimle haşır neşir 17 yaşında 1 kız çocuk babası birçok dil bile aile babası bir mühendisim. Yaşamın bana öğrettiği bilgi sahibi olmadan fikir beyan etmemedir, tabi ki bu benim tarzımdır. Eşimde 45 yaşındadır ve oda Harley Davidson kullanmaktadır. Eşimden bahsetmek sizin de eşinizden bahsettiğiniz tarzda değildir, kendisi 400 kg olan motosikleti Avrupa'nın birçok dağ köşesinde kullanmaktadır. Kendiniz gazeteye donla gitmediğiniz gibi motosiklete motosiklet kıyafeti ile binilir hele bu Harley ise ona da uygun giyinilir. Harley Davidson bir motosiklet markasıdır ve diğer motosiklet markalarından ayıran başlıca özelliği 103 yıllık bir gelenektir yani bir efsanedir. Yani bir FB'dir, BJK'dır, GS'dir. Biraz anarşik yapıdadır ve otoriteyi kabul etmez bu da kullanıcılarını diğer motorlardan yaşam felsefesini de taşıdığı için birazcık da olsa ayırır. Ama nihayetinde 2 tekerdir ve bir tercihtir. Doğrudur yaş ilerleyince daha çok kullanılır zira pahalıdır daha da ötesi moto kullanmak vakit ister masraf ister. Yani bir hobidir, yaşamın sonuna doğru sarınılan bir heyecandır tutkudur. En önemlisi etrafa sarmaktan, eşinden işinden ve yaşamdan sıkılmanın ötesine geçiştir.Yeni dostlar kazanmadır, yaşamı tekrar etme değildir. Bakın, Harley bana Avrupa'nın alp dağlarının en ücra köşelerini gezdirdi. Buralarda ne arabayla ne uçakla gidebilirsiniz. Karadeniz'i, Akdeniz'i, Doğuyu, Güneydoğuyu oraların mezralarını en ücra köşelerini gezdirdi. Bozkırlarda 100 bin kilometre yol katettirdi. Keşke sizlerin de işinizin dışında bir hobileriniz olabilse, yaşama 45'inizden sonra daha farklı bakabilseniz de kendinizle ilgili bir şeyler üretebilseniz.Gerçi ülkemizde bok atan pirim yapıyor sizler de 80 sonrası yazar kıyafeti giymiş depolitize, suya sabuna dokunmayan rüzgara göre tarz değiştiren şahıslarsınız. Bu yazım size bir şey anlatmak değil zira muhatap olabilecek biri değilsiniz. Amaç kendime ait sorumluluğumu yaş almama kalite katmak nedeni ile ve sadece kendimi bağladığı için yazıyorum.


Haluk Nayman

Sn Turgut,
Ben 46 yaşında 1 kiz çocuğu babası evli henüz 1.5 yıldır Harley Davidson'a binen bir HOG üyesiyim. Yurtdışı müteahhitlik şirketi sahibiyim ve ODTÜ mezunu inşaat mühendisiyim. Harley sürücüleri ile ilgili köşe yazınızı HOG Başkanı Sn. Emrah Soyuer'in gönderdiği mailden okudum. Ben köşe yazarlarının imrendiğim misyonları ve sorumluluklarıolduğunu ve köşelerini tüm donanımlarını kullanarak titizlikle hazırlamaları gerektiğini düşünüyorum. Sizin söz konusu yazınızın cok sığ ve baştan savma yazıldığını daha onemlisi yanlışlıklar ve bilgisizlikler içerdigini gözlemledim. Öyle ki;
1.Türkiye HOG yöneticilerinden Sn Hakan Çetinel'in söylediği gibi Harley Davidson biniciligi 103 yıllık geçmisi ile bir felsefe içeren doğa sporculuğu olup saygın bir komunity tarafindan temsil edilir.
2.Türkiye Harley Davidson binicilerinin tamamı kültürleri, düsünce yapıları, yaşamları ve Türkiye'ye katkıları bakımından en az sizin düzeyinizdedir.
3.Harley Davidson binicileri, bilincli her motosiklet binicisinin kullanması gerektiği gibi koruma unsurları içeren aynı zamanda komunityi temsil eden bir tür forma haline gelmiş giysileri kullanır.
4.Kullanılan kıyafetler moda ile ilgisi olmayan, içinde felsefe barındıran, estetik özgün bir stille sahiptir.
5.Harley Davidson biniciliği özellikle orta ve ileri yaşlardaki bütün insanlarin gıpta ettiği ancak olanak ve cesaret isteyen spor, eğlence ve terapi aktivitesidir.
6.Dede olmuş Harley Davidson binicileri en değerli grup üyeleri olup kompleksten tamamen arınmış en az 30-40 yıllık binicilerdir. Başka bir kıyafetle de motosiklete binmeleri söz konusu değildir.
7.En önemli yanılgınız ise Harley Davidson biniciliği yazınızın aksine yaş almaya kalite katmak demektir.
Köşenizi daha derin ve titiz düşüncelerle hazırlamanız temennisi ile saygılar sunarım.