aktif_banner

Siyasi liderlerimiz motosikletçi olsaydı

 Motosiklete binmek biraz farklı bir tercihtir, sanırım siyaset yapmak tercihi de biraz öyle...

Motosiklete binmek için, sevmeyi, tutku ile sevmeyi bilmeniz gerekir. Akıllı, kavrayışlı, yetenekli olmanızın yanında, atak, cesur ve biraz çizgilerin dışına çıkmayı göze almanız gerekir. Yaşamın size genetik olarak yüklediği sosyallik nedeni ile birlikte sürmekten, birlikte yaşamaktan ve paylaşmaktan keyif almanız gerekir. Yaşamın birkaç rengine takılıp kalmak yerine, yaşamın tüm renklerine açık olmanız gerekir.

 Biz motosikletçiler birlikte süreriz. Önümüze gidilecek bir yer koyarız ve o yolu birlikte katederiz. Türkiye mozaiğinde ne var ise bizde de o vardır ve o mozaik zenginliği ile birlikte yol alırız. Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Yahudi, Ermeni motosikletçi arkadaşlarımız vardır. Ben Harleyciyim, BMW’ci, Yamahacı, scootercı arkadaşlarım vardır. Biz tüm renk ve farklılıklarımızla gideceğimiz yolda birlikte süreriz. Yolun keyfini ve meşakkatini birlikte paylaşırız. Benim benzinim biter, bir scootercı benzin alır gelir bana, Yamahacının nakit yoktur üzerinde, trafik cezasını ben veririm. Yolda tehlikelere karşı kollarız birbirimizi. Uzun yolda çok sanıldığı gibi kamyon ve tırlardan gelmez tehlike bize. Avrupa ve Amerikan yapımı otomobiller daha dikkatsiz ve tepkicidir genelde. Kamyoncu kollar yol verir, o otomobil üzerine sürer. Bu yüzden kollarız birbirimizi. Arada takılırız birbirimize, ‘Senin motosikletin şöyle, böyle’ diye, arada inatlaşırız, ama hep birbirimizi kollayarak süreriz varacağımız yere giderken...

Ben Harleyciyim, bizde bandana adeta simgedir. Severiz bandana takmayı ama ne kimseyi ‘Bandana tak’ diye zorlarız, ne de bandana takana şu veya bu gözle bakarız. Olsa olsa bandananın faydasını anlatırız. Afilli görünüşünün yanında işlevi vardır. Sıcakta terin gözüne girer, terini silersin, olmaya bir kaza, anında yara tamponudur. ‘Bandana işe yarar’, olsa olsa bunu söyleriz.

 Cunda’ya çok gideriz, babamın mezarı Cunda yolunda Havran’dadır. Grupla giderken ‘Bir uğrayayım’ derim, Ermeni arkadaşım benimle gelir, babamın mezarına dua eder.

Kalabalık grubuzdur, bazen gittiğimiz yerde belediye başkanının, kaymakamın makamını ziyaret ederiz. Giysilerimiz deridir, bandanamız, zincirimiz falan vardır. Ama resmi makama çıkarken en azından bandanamızı tişörtümüzün içine iteler, zincirimizi cebimize sokarız. Devlet adabına çok aykırı düşmeyelim diye.

Trafik yasaları eskiden kalmadır, değiştirmek için uğraşırız ama bir kamyonun önünde 82 ile radara girince trafik polisine cezamızı öderiz, trafik yasası değişene kadar.

Bütün bunlara rağmen adımız serseridir, asidir, motosikletçidir… Ama birlikte yaşamayı, birlikte sürmeyi iyi biliriz. İşte bu yüzden sevinci, kederi ile sürdüğümüz yolun sonunda vardığımız yerde mutlu oluruz. Herkes bildiğince eğlenir, ayrı gayrı oturmayız. Evlimiz vardır, bekarımız vardır, hacımız vardır, içki içenimiz vardır. Birlikte eğleniriz, herkes birbirinin tercihine saygılıdır. İşte bu yüzden, ‘Keşke motosikletçi siyasetçilerimiz olsaydı’ diyorum.
Haksız mıyım?


Emrah SOYUER