aktif_banner

Türkiye'de ve dünyada motosiklet

Motosiklet insan yaşamına gireli yüz yılı aşkın bir süre geçti. İlk zamanlarda denge, yol ve teknolojik nedenlerden marjinal bir araç olarak ortaya çıkan motosiklet, zaman içinde giderek insan yaşamında daha fazla yer almaya başladı. Günümüz modern toplumlarında ise sağladığı avantajlar nedeni ile tercih edilip, vazgeçilmez bir araç olduğunu her geçen gün fazlasıyla hissettiriyor.

 Motosiklet kullanmanın avantajlarını kısaca şöyle özetleyebiliriz:
• Motosiklet diğer araçlara göre hem satın alırken hem kullanırken daha ekonomik bir araçtır, benzin tüketimi çok daha azdır.
• Az yakıt tüketimi nedeni ile hava kirliliği yaratma oranı çok düşüktür.
• Şehir içi kullanımlarında trafik yoğunluğu ve park sorunu yaratmaz, yoğun trafikte çok daha çabuk ulaşım sağlar.
• Hafif ve iki tekerlek olması nedeni ile karayollarını eskitmez, aşındırmaz.
• Kapalı bir araçta seyahat etmek yerine, doğa ile yüz yüze çevreyi fark edebilen bir sürüş sağlaması nedeni ile insanlarda yarattığı ‘sürme keyfi’ duygusu oldukça yüksektir.

Bütün bu avantajların yanında dezavantajı ise korumasız bir araç olmasıdır. Kullanıcısının ya da trafikteki herhangi bir araç sürücüsünün trafik bilinçsizliği, dalgınlık vs. gibi bir nedenden hata yapması sonucu meydana gelebilecek kazalarda yaralanma ve ölüm oranı daha yüksektir.

Motosiklet yukarıda saydığımız avantajlarından ötürü, çeşitli tedbirler alınarak bütün modern toplumlarda desteklenmektedir. Avrupa ülkeleri ve Amerika’da motosiklet, trafik yasaları ile korunan ve öncelik verilen bir araçtır. Karayolları ve şehir trafiği uygulamalarında ise desteklenen bir konumdadır.

 Bütün bu ülkelerde, trafik yasalarında, eğitimlerinde, ehliyet sınavlarında motosiklet öncelikli ve korunan bir araç olarak vurgulanmakta, bazı ülkelerde motosiklete karşı işlenen trafik suçlarında daha fazla ceza uygulanmaktadır.

Bunun yanında bu ülkelerde motosikletler paralı otoyol ve köprülerden ya ücretsiz ya da otomobil fiyatının dörtte biri fiyatına geçerler. Trafik yoğunluğu olan yerel yönetimler motosikleti destekleyecek tedbirler alırlar. Paris başta olmak üzere tüm Avrupa şehirlerinde ana arterlerde motosiklet park yerleri görebilirsiniz.

Londra merkezine motosiklet dışında araç girişi yasaktır. Paris’te geçen yıldan beri motosiklet taksi uygulaması yapılıyor. Modern ülkelerde yol kenarındaki çelik bariyerler bile motosikletçiler için tehlike oluşturduğundan esnek malzemeler ile değiştiriliyor.

 Ülkemizde ise durum tamamen farklıdır. İzini sürdüğümüzde Türkiye’de motosikletin insan yaşamına girmesi 1930’lu yıllara denk geliyor. Cumhuriyetimizin kurucusu, önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün o yıllarda bir sepetli motosiklette çekilmiş fotoğrafı mevcuttur. Motosikletin devlet yaşamına girmesi ise İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerikan Marshall yardımı ile gelen Harley Davidson motosikletler ile olmuştur. Bu motosikletler Verem Savaş ve Sıtma ile Mücadale birimlerinde devlet aracı olarak kullanılmış, hatta “Harley Davidson şoförü” diye bir kadro açılması sağlanmıştır.

Ancak 1960’lı yıllarda, ilk yolunda benzini biten ‘Devrim’ deneyimi ile başlayan otomobil aşkı ve sanayimiz peşinden Anadol, Murat 124’leri birlikte getirdiğinde, bu dar gelirlinin ekonomik aracı olan motosiklet her anlamda ihmal edilmiş, unutulmuş, marjinal kalmış ve hepimizi bir otomobil sevdası kaplamıştır. Gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik taşıma aracı trenler gibi, motosiklet de otomobil ve kamyon sevdasına kurban gitmiştir.

90’lı yıllardan itibaren ülkemizde gerek ekonomik gelişmeler, gerek büyük şehirlerde hissedilmeye başlanan trafik sorunları nedeni ile motosikleti fark eden bilinçli sürücüler motosiklet keyfini yaşamayı tercih etmeye başlamışlardır. Anadolu’da ise Mobylette markası ile özdeşleşen, çiftine çubuğuna gidilen ekonomik araç konsepti doğmaya başlamıştır.

Motosiklet kullanımı, avantajlarından ötürü giderek artmış, 2004 yılından sonra ucuz Çin malı motosikletlerin piyasaya girmesi ile de bir patlama yaşamıştır.

Sıkı bir yağmurda ya da karda, koca İstanbul şehri bile altyapısı yetersiz olduğu için nasıl çöküyorsa, devlet katında hiçbir altyapısı olmayan motosiklet de ciddi sorunların altında kalmıştır.

Devletin motosiklet konusunda oluşturduğu bir bakış açısı yoktur. 2000 yılından bu yana başta HOG olmak üzere birçok motosiklet kulübü bu sorunu birlikte çözmeye çalışmaktadır. Sorunlar anlatıldığında kabul görmekte ancak ne yazık ki uygulamalar yeterince hızlı ve yaygın olarak yapılamamaktadır.

Bugüne kadar çok girişimde bulunduk, trafikte motosikletle ilgili can kayıplarını önleyecek tedbirler zinciri ve bunun çözümü cebimizdedir, önemli olan bunun kabul görüp bir an önce uygulanmasıdır.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Öncelikle devlet, hükümet ve yerel yönetimler, motosiklet konusunda önyargısız ve doğru bir bakış açısı oluşturmak zorundadır. Devlet, motosiklet konusunda, motosikleti bazı noktalarda alternatif çözüm kabul eden, koruyan, destekleyen ve önünü açan bir anlayışı artık kabul etmelidir. Devletin ilgili birimlerinin sorumluğundaki çözüm önerilerimizi sıralayalım o zaman.

Motosikletle ilgili trafik düzenlemeleri:
Trafik yasamızda motosikletle ilgili hiçbir ciddi madde yoktur, bu konuda Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Daire Başkanlığı ve TBMM Trafik Komisyonu Başkanlığı ile olumlu temaslarımız olmuş ancak gerekli düzenlemeler ne yazık ki üç yıldır yapılamamıştır. Her alanda önerdiğimiz düzenlemelerin bir an önce yapılması trafikte daha fazla can kaybını önleyecektir.

Trafik yasalarındaki düzenlemeler:
Konu öncelikle eğitim sorunudur, ülkemizde milyonlarca insanın aldığı yegane trafik eğitimi ehliyet almak için girdiği sınavlardır. Ehliyet sınavlarında motosikletin öncelikli ve korunması gereken bir araç olduğu konusundaki sorular hemen uygulamaya konulmalı ve bu konuya öncelik verilmelidir.

• Karayolları Trafik Yönetmeliği Madde 106, kavşak geçiş önceliği olarak adlandırılan ancak trafikteki araçların öncelik sırasını belirleyen bir maddedir. Şu an sıralama şöyledir: “Otomobil, minibüs, kamyonet ,otobüs, kamyon, arazi taşıtı, lastik tekerlekli traktör, iş makinelerini sürenler yazılış sırasına göre kendisinden öncekilere geçiş hakkı vermek sureti ile geçiş kolaylığı sağlamak zorundadırlar.“ Görüldüğü gibi motosikletin burada adı bile geçmiyor. Bu sıralamada motosiklet ilk sıradaki yerini almalıdır.

• Madde 100, Hız sınırlarını belirleyen maddedir. Bu maddeye göre şehirlerarası yollarda motosikletler 70 km/saat hız ile seyretmek zorundadır. Oysa kamyonlara bile 80 km/saat hız tanınmıştır. Şehirlerarası yollarda motosikletler ya kamyonların önünde ezilmeye ya da hız limitini aşarak radar cezası yemeye mahkum edilmiştir. Oysa tüm modern ülkelerde motosiklet hız limitleri otomobiller ile aynı seviyededir.

Ayrıca aynı yönetmelikte ilgili maddelerde kask standardı yoktur, motosikletin fark edilmek için gündüz ve gece açık olan farları, puslu hava şartına ve sis lambaları şartına bağlı olarak tercihli algılanmakta ve zaman zaman trafik cezası nedeni sayılmaktadır. Fark edilmek için farları açık seyreden bir motosiklete ceza kesildiği Türkiye dışında bir ülke yoktur sanırım.

Motosiklet ehliyetleri sınıflandırılmalıdır. Ama tekrar başa dönecek olursak burada en önemli halka ehliyet sınavlarında motosiklet ile ilgili yasal ve etik soruların sorulmasıdır.

Etik konuları kısaca birkaç örnekle açıklayalım. Motosiklet bulunduğu şeridin ortasından gitmez, önündeki aracın sağ yada sol lastik izinden gider. Nedeni basittir, yolda göremediği bir cisim (hayvan ölüsü, yola düşmüş madde vs) nedeni ile aniden üzerinden geçerek denge kaybı ile düşmenin önlenmesidir. Ama şeridin sağından ya da solundan giden motosikletlerin bu gidiş nedenini anlamayan trafik cahilleri, motosikletleri sıkıştırarak bu boşluğa girmektedir. Keza araç takibinde durma güvenliği açısından motosikletin otomobilden daha fazla bir mesafe bırakmaya ihtiyacı vardır, yine bırakılan bu boşluk hemen sabırsız otomobil sürücüleri tarafından doldurulmakta ve motosikletler her anlamda tehlikeye atılmaktadır.

Bayındırlık Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü:
Ülkemizde yol standartları düşüktür ve ne yazık ki istenilen seviyede değildir. 80 yıllık teknoloji olan bitüm üzerine serilen mıcır ile yapılan uygulama hala çok yaygındır. Uygulamadaki denetim yetersizlikleri ve yetersiz uyarı işaretleri çok zaman bu ilkel teknolojiyi faciaya çevirmektedir. ‘Mıcır Kazaları’ olarak adlandırılan kazalarda birçok insanımız canını kaybetmiştir. Otomobiller için bile çok tehlikeli olan bu sistem motosikletler için daha ölümcül bir risk taşımaktadır. Karayolları Genel Müdürlüğü kamuoyunun tüm tepkilerine rağmen vurdumduymaz bir biçimde bu uygulamaya devam etmektedir. Yoğun medya ve kamuoyu baskısı nedeni ile bazı eften püften önlemler alınıyor ise de sorun kökten çözülmemiştir ve bu konuda atılmış bir adım gözlemleyemiyoruz.

Karayolları’nın motosikletlerle ilgili bu vurdumduymaz tavrı köprü ve otoyol tarifelerinde de devam etmektedir. Yolları hiç eskitmeyen motosikletler kamyonet parasına geçiyor otoyol ve köprülerden. Kazanılan davalara ve kamuoyu desteğine ve Bakan uyarılarına rağmen Karayolları Genel Müdürlüğü anlaşılmaz bir inatla motosikletlere karşı bir tutum sergilemeyi sürdürüyor.

Yol kenarlarındaki beton reflektörler bir süre önce plastik gövdeli esnek reflektörler ile değiştirilmiş, bu olumlu uygulamayla birçok can ve mal kaybı önlenmiştir. Çelik yol bariyerleri ve çelik direkli yol levhaları bir kaza anında motosikletler için ölümcül, kesici ve parçalayıcı unsurlar haline dönüşebilmektedir. Süreç içinde bariyer ve levha direklerinin de esnek malzemeler ile değiştirilmesi hayati önem taşımaktadır.

Yerel yönetimler:
Yerel yönetimler aynı zamanda bir oy veren olan motosiklet kullanıcılarını dikkate almak zorundadır. Ana arter ve caddelerde motosikletlere özel park yerleri, yoğun trafik olan arterlerde emniyet şeridi ihlali olmaması için motosiklet şeritleri yapılmak zorundadır. Yeşil alanları sulayan sprinkler sistem ayarlanmadığından caddeleri sulamakta kayganlaşan ıslak yollar motosikletler için tehlikeli hale gelmektedir. Ayrıca hala sokakta sabunlu su ile otomobil ve halı yıkayan vatandaşlarımızın bu uygulaması motosikletler için çok tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır. Belediyeler kontrol ve denetimlerle bunu önlemelidir. Büyükşehir Ulaşım Daire Başkanlığı ile yaptığımız çalışma sonucu alınan “Motosikletler için özel park yerleri” kararı uygulanmalıdır.

Maliye Bakanlığı:
Maliye Bakanlığımıza göre motosiklet hala ülkemizde lüks bir tüketim aracıdır, bu yüzden yıllık motorlu araç vergi kapsamına alınmış ve üzerine yüzde 38 ÖTV binmiş durumdadır. Oysa trafik yoğunluğuna ve çevreye bir alternatif olması nedeni ile motosiklet tüm dünyada vergi kolaylıkları ve desteklenen bir araçtır.
Maliye Bakanlığı da en kısa zamanda motosiklet konusundaki anlayışını modern bir bakış açısı ile değiştirmelidir.

Yukarıdaki saydıklarımızı uygulamak çok zor şeyler değildir. Sadece, bunları uygulamak için sahip olunacak bakış açısına ihtiyaç vardır. Devlet kurumlarımız başta olmak üzere tüm kuruluşların bu konuda sahip olacağı doğru bakış açısı, hem birçok yaşamın yok yere kaybolmasını engelleyecek, hem de “trafik bilinç düzeyini” yükseltecektir.

Emrah SOYUER
H.O.G Türkiye Başkanı
Kasım 2007