Yazarlar
![]() | Emrah SOYUER |
| Motosikletçiler Spartaküs değildir | |
![]() | Taner ERASLAN |
| Issızlığın ortasında | |
![]() | Ece SAYGUN |
| Belki geçerim İspanya'nın güneyinden Afrika'ya | |
![]() | Ciğdem TATLISERT |
| Atıl kurt, bas gaza! | |
Login
En çok okunanlar
| Türkiye'de ve dünyada motosiklet |
|
Motosiklet insan yaşamına gireli yüz yılı aşkın bir süre geçti. İlk zamanlarda denge, yol ve teknolojik nedenlerden marjinal bir araç olarak ortaya çıkan motosiklet, zaman içinde giderek insan yaşamında daha fazla yer almaya başladı. Günümüz modern toplumlarında ise sağladığı avantajlar nedeni ile tercih edilip, vazgeçilmez bir araç olduğunu her geçen gün fazlasıyla hissettiriyor.
Bütün bu avantajların yanında dezavantajı ise korumasız bir araç olmasıdır. Kullanıcısının ya da trafikteki herhangi bir araç sürücüsünün trafik bilinçsizliği, dalgınlık vs. gibi bir nedenden hata yapması sonucu meydana gelebilecek kazalarda yaralanma ve ölüm oranı daha yüksektir. Motosiklet yukarıda saydığımız avantajlarından ötürü, çeşitli tedbirler alınarak bütün modern toplumlarda desteklenmektedir. Avrupa ülkeleri ve Amerika’da motosiklet, trafik yasaları ile korunan ve öncelik verilen bir araçtır. Karayolları ve şehir trafiği uygulamalarında ise desteklenen bir konumdadır.
Bunun yanında bu ülkelerde motosikletler paralı otoyol ve köprülerden ya ücretsiz ya da otomobil fiyatının dörtte biri fiyatına geçerler. Trafik yoğunluğu olan yerel yönetimler motosikleti destekleyecek tedbirler alırlar. Paris başta olmak üzere tüm Avrupa şehirlerinde ana arterlerde motosiklet park yerleri görebilirsiniz. Londra merkezine motosiklet dışında araç girişi yasaktır. Paris’te geçen yıldan beri motosiklet taksi uygulaması yapılıyor. Modern ülkelerde yol kenarındaki çelik bariyerler bile motosikletçiler için tehlike oluşturduğundan esnek malzemeler ile değiştiriliyor.
Ancak 1960’lı yıllarda, ilk yolunda benzini biten ‘Devrim’ deneyimi ile başlayan otomobil aşkı ve sanayimiz peşinden Anadol, Murat 124’leri birlikte getirdiğinde, bu dar gelirlinin ekonomik aracı olan motosiklet her anlamda ihmal edilmiş, unutulmuş, marjinal kalmış ve hepimizi bir otomobil sevdası kaplamıştır. Gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik taşıma aracı trenler gibi, motosiklet de otomobil ve kamyon sevdasına kurban gitmiştir. 90’lı yıllardan itibaren ülkemizde gerek ekonomik gelişmeler, gerek büyük şehirlerde hissedilmeye başlanan trafik sorunları nedeni ile motosikleti fark eden bilinçli sürücüler motosiklet keyfini yaşamayı tercih etmeye başlamışlardır. Anadolu’da ise Mobylette markası ile özdeşleşen, çiftine çubuğuna gidilen ekonomik araç konsepti doğmaya başlamıştır. Motosiklet kullanımı, avantajlarından ötürü giderek artmış, 2004 yılından sonra ucuz Çin malı motosikletlerin piyasaya girmesi ile de bir patlama yaşamıştır. Sıkı bir yağmurda ya da karda, koca İstanbul şehri bile altyapısı yetersiz olduğu için nasıl çöküyorsa, devlet katında hiçbir altyapısı olmayan motosiklet de ciddi sorunların altında kalmıştır. Devletin motosiklet konusunda oluşturduğu bir bakış açısı yoktur. 2000 yılından bu yana başta HOG olmak üzere birçok motosiklet kulübü bu sorunu birlikte çözmeye çalışmaktadır. Sorunlar anlatıldığında kabul görmekte ancak ne yazık ki uygulamalar yeterince hızlı ve yaygın olarak yapılamamaktadır. Bugüne kadar çok girişimde bulunduk, trafikte motosikletle ilgili can kayıplarını önleyecek tedbirler zinciri ve bunun çözümü cebimizdedir, önemli olan bunun kabul görüp bir an önce uygulanmasıdır. ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Öncelikle devlet, hükümet ve yerel yönetimler, motosiklet konusunda önyargısız ve doğru bir bakış açısı oluşturmak zorundadır. Devlet, motosiklet konusunda, motosikleti bazı noktalarda alternatif çözüm kabul eden, koruyan, destekleyen ve önünü açan bir anlayışı artık kabul etmelidir. Devletin ilgili birimlerinin sorumluğundaki çözüm önerilerimizi sıralayalım o zaman. Motosikletle ilgili trafik düzenlemeleri: Trafik yasalarındaki düzenlemeler: Ayrıca aynı yönetmelikte ilgili maddelerde kask standardı yoktur, motosikletin fark edilmek için gündüz ve gece açık olan farları, puslu hava şartına ve sis lambaları şartına bağlı olarak tercihli algılanmakta ve zaman zaman trafik cezası nedeni sayılmaktadır. Fark edilmek için farları açık seyreden bir motosiklete ceza kesildiği Türkiye dışında bir ülke yoktur sanırım. Motosiklet ehliyetleri sınıflandırılmalıdır. Ama tekrar başa dönecek olursak burada en önemli halka ehliyet sınavlarında motosiklet ile ilgili yasal ve etik soruların sorulmasıdır. Etik konuları kısaca birkaç örnekle açıklayalım. Motosiklet bulunduğu şeridin ortasından gitmez, önündeki aracın sağ yada sol lastik izinden gider. Nedeni basittir, yolda göremediği bir cisim (hayvan ölüsü, yola düşmüş madde vs) nedeni ile aniden üzerinden geçerek denge kaybı ile düşmenin önlenmesidir. Ama şeridin sağından ya da solundan giden motosikletlerin bu gidiş nedenini anlamayan trafik cahilleri, motosikletleri sıkıştırarak bu boşluğa girmektedir. Keza araç takibinde durma güvenliği açısından motosikletin otomobilden daha fazla bir mesafe bırakmaya ihtiyacı vardır, yine bırakılan bu boşluk hemen sabırsız otomobil sürücüleri tarafından doldurulmakta ve motosikletler her anlamda tehlikeye atılmaktadır. Karayolları’nın motosikletlerle ilgili bu vurdumduymaz tavrı köprü ve otoyol tarifelerinde de devam etmektedir. Yolları hiç eskitmeyen motosikletler kamyonet parasına geçiyor otoyol ve köprülerden. Kazanılan davalara ve kamuoyu desteğine ve Bakan uyarılarına rağmen Karayolları Genel Müdürlüğü anlaşılmaz bir inatla motosikletlere karşı bir tutum sergilemeyi sürdürüyor. Yol kenarlarındaki beton reflektörler bir süre önce plastik gövdeli esnek reflektörler ile değiştirilmiş, bu olumlu uygulamayla birçok can ve mal kaybı önlenmiştir. Çelik yol bariyerleri ve çelik direkli yol levhaları bir kaza anında motosikletler için ölümcül, kesici ve parçalayıcı unsurlar haline dönüşebilmektedir. Süreç içinde bariyer ve levha direklerinin de esnek malzemeler ile değiştirilmesi hayati önem taşımaktadır. Yerel yönetimler: Maliye Bakanlığı: |





Motosiklet kullanmanın avantajlarını kısaca şöyle özetleyebiliriz:
Bütün bu ülkelerde, trafik yasalarında, eğitimlerinde, ehliyet sınavlarında motosiklet öncelikli ve korunan bir araç olarak vurgulanmakta, bazı ülkelerde motosiklete karşı işlenen trafik suçlarında daha fazla ceza uygulanmaktadır.
Ülkemizde ise durum tamamen farklıdır. İzini sürdüğümüzde Türkiye’de motosikletin insan yaşamına girmesi 1930’lu yıllara denk geliyor. Cumhuriyetimizin kurucusu, önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün o yıllarda bir sepetli motosiklette çekilmiş fotoğrafı mevcuttur. Motosikletin devlet yaşamına girmesi ise İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerikan Marshall yardımı ile gelen Harley Davidson motosikletler ile olmuştur. Bu motosikletler Verem Savaş ve Sıtma ile Mücadale birimlerinde devlet aracı olarak kullanılmış, hatta “Harley Davidson şoförü” diye bir kadro açılması sağlanmıştır.