|
EMOK’un 11 Ağustos’ta Kadıköy’de düzenlediği “Motorları fark edin” eylemine katıldım. Son günlerde ölümlü kaza haberi eksik olmuyor ve bu kayıpların acılarını paylaşıyoruz. Motor sürücüsü olmak iyice endişe verici bir duruma geliyor.
Gerçekten sürücüleri bilinçlendirmek, motorları taşıttan saydırmak, bariyerleri güvenli hale getirmek gerekiyor. Ancak motor kullananlar da araba kullananlarla aynı memleket insanları ve büyük bir çoğunluğunun kendilerini yolda taciz ettiklerinden şikayetçi oldukları taşıt sürücülerinden daha mantıklı olduğu şüpheli.
Geçen gün yolda motorlu bir çift gördük arkadaşımla. Arkada oturan hanımın kafasında kask yok, kolsuz bir bluz giymiş, normal bir pantolon. Sol omuzunda ruganvari bir çanta, ayakta dolgu topuk terlikler. Sürücüler bunları görüp de motorluları nasıl ciddiye alsın?
Bağdat Caddesi’nde, E5’te veya TEM’de trafik içinde sörf yaparak giden yarış motorları.
En ufak aralıktan akan trafikte geçmeye çalışan motorlar.
Restoranların evlere servis yapan, kullanıcıları birçok kez ters yöne tereddütsüz giren motorları.
Bunları gördükçe motorların bir gün ciddiye alınması, taşıttan sayılması çok uzak geliyor.
İnsan hayatına değer verilmeli, motorlara sorumsuzca çarpanlara ciddi cezai yaptırım uygulanmalı. Bunlara şüphesiz katılıyorum.
Ancak caddelerde bir motor ve motorcu avı da başlatılması gerektiğini düşünüyorum. Kasksız mı biniyor, ya da kasksız yolcu mu taşıyor? Avla, bağla.
Kaskını koluna takmış da gidiyor mu? Motoru durdur, kaskı kafasına geçir, çıkaramayacağı şekilde bantla.
Tehlikeli zigzaglarla E5 den mi gidiyor? Ömür boyu sadece playstation’da araç kullanabilme izni ver.
Akan trafiğin arasından mı gidiyor? İki araç arasına ağ ger ve hemen avla.
Trafikte motorların yüzde kaçı düzgün kullanılıyor, bir fikriniz var mı? Peki bu haliyle nasıl güvenli motor kullanılabilir? Taşıt sürücüleri de kendini güvende hissetmiyor.
Diğer taşıt sürücüleri lütfen motorları fark etsin ancak tüm motor kullanıcılarının da ciddi anlamda kendine çekidüzen vermesi gerekiyor. Çünkü diğer sürücülerin bakışıyla hepsi bir.
Bu konuda bir şeyler düşünmemiz ve her birimizin hem kullanışımızı gözden geçirmemiz hem de çevreyi bilinçlendirmemiz gerekiyor. Benim aklıma basit birkaç şey geliyor. Kurye şirketlerinin motorlu kurye başına düşen günlük trafiği veya kilometre miktarı sınırlanıp denetlenebilir. Aynı şekilde restoranların servis motorlarının da günlük limiti olabilir. Bir zamanlar ABD’de bir pizza şirketi yarım saatte sipariş teslimini garanti ettiği için servis arabaları kazaya karışıyordu. Bu uygulama yasaklandı.
Samimi görüş ve önerilerinizi bekliyorum. Motor kulüpleri ortak bir kararla bir hareket planı geliştirebilir mi? Ne dersiniz?
Herkese güvenli sürüşler diliyorum.
Görüşmek üzere,
Ece Saygun
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|