Yazarlar
![]() | Emrah SOYUER |
| Motosikletçiler Spartaküs değildir | |
![]() | Taner ERASLAN |
| Issızlığın ortasında | |
![]() | Ece SAYGUN |
| Belki geçerim İspanya'nın güneyinden Afrika'ya | |
![]() | Ciğdem TATLISERT |
| Atıl kurt, bas gaza! | |
Login
En çok okunanlar
| Atıl kurt, bas gaza! |
|
‘KÖKLÜ ÇIKIŞI’ MORALLERİ BOZMUŞ Yarıştan bir gün önce, yani cumartesi günü saat 15.00 civarı Şile’ye vardığımda tüm yarışçılar antrenmanlarını tamamlamıştı. Otelde karşılaştığım yarışçıların ruh hallerini anlamaya çalışıp, antrenman yorumlarını dinlerken fark ettim ki, çoğu “köklü çıkışı” (Şile eski yolundan sapılan bir etap) denilen yerde çok takıldıkları için “Yarışa girmesek daha iyi olur” diye düşünmekten kendilerini alamıyordu. Heyecanla anlatılan yorumları dinlerken, bir anda kendimi çamurlu yarışa girdiğimi düşünürken yakaladım. Sonra Supermoto’ya başlamadan önce KTM LC 400 motorum ile yaptığım off-road turlarım aklıma geldi. Alain, antrenman için BJK Nevzat Demir Tesisleri’ne giderken ben de peşine takılıp, “Beni de götür” diye tutturuyordum. Yıllardır motor kullanıyordum ama ciddi ciddi çamurun ve doğanın içinde motorumla “hard” eyleme girmemiştim. ÖFKEYLE GAZI AÇIP PATİKADAN HIZLA GEÇTİM “Rota nedir? Ben giderim” dedim. Öfkeyle gazı açıp, dalların arasından çamura bata çıka patikadan öyle hızlı geçtim ki, patikanın yangın yoluna ayrıldığını fark ettiğimde çok geçti. Kendimi kayalı ve oyuklu çıkışta “Ha…tir” derken yakaladım. Çıkışın tam bitim noktasına gelirken durma gafletinde bulunup arkama baktığımda kimsecikler yoktu. Tabi durduğum yerde nerdeyse 70 derece eğimli bir yokuşta parmak uçlarımla yere basarken, “Aaaaaa yana düşüyorum” demeye fırsat kalmadı... Motoru kaldırıp yana çektikten sonra Alain’e Tarzan gibi bağırmaya başladım. Çünkü cep telefonum onun sırt çantasındaydı! “Eminim gelecekler” derken, Alain tek başına geldi. Beni görünce çok şaşırdı! “Sen buraya nasıl geldin? Gidebileceğin yolun bu olacağını düşünmemiştim” dedi. Bendeniz “gazman”, sinirden uçarak aşılması zor (acemilerin ilk etapta girmediği) bir yeri geçtiğimi fark ettim. Hahahah! Bu benim adıma iyi bir başlangıç olmuştu. Hey gidi günler... GELELİM YARIŞA: RENKLERE GÖRE ÇAMUR Yarışa geri dönersek, arkadaşlarımı çok iyi anlayabiliyordum. Sarı çamur jöleye benziyor, yeşil çamur motora saplanıyor gibi ilginç tespitlerle, çamurları renklere göre kategoriye ayırmışlardı. HAYALİ MAVİLİK VE BEYAZ KÖPÜKLÜ DALGALAR Pazar günü zorlu yarışın startı kumların içinden verildi. İlk etap, sahilde vahşi dalgalara çarpmadan geçip kayalardan rotaya devam etmekti. Hava mükemmeldi. Deli gibi yağmur yağıyordu. Korku filmlerindeki animasyon efektleri gibi kara bulutların arasındaki hayali mavilik ve dalgakırana patlayan beyaz köpüklü dalgalar görülesi doğa harikasıydı... TEKNİK DESTEK İŞBAŞINDA: AYAKLARA POŞET Birinci etap bitti. İkinci etap startına gelen arkadaşlar, moral olsun diye teker teker tebrik edildi. Alain’in botları sırılsıklam, ağzı yüzü çamur içindeydi. Teknik destek işbaşında; yüzü çamurdan arındırıldı, çoraplar değiştirildi, ayaklara naylon poşet geçirildi ve ufak bir operasyon ile ayakların tekrar sıcak olmaları sağlandı. EMOK’tan bir arkadaşımız fotoğraf çekerken de poz verildi. KÖKE ÇARPAN MOTOR HAVADA UÇUYOR Etap aralarına doğru, 5 kişi araba ile yol almaya başladık. İkinci etabın meşhur, insana kök söktüren “köklü çıkışı”na geldik. Alain’e yetişemedik ama diğer dostları izlemek de keyifli olacaktı. “Köklü çıkışı”na yaya olarak yanlardan tırmandık. Ben, Zami, Erkan, Burak sağlı-sollu dağıldık. Evet, “Pat, çaaat!” Sesleri arasında KTM hızla yaklaşıyor… O da ne, köke çarpan motor havada uçuyordu. Yarışmıyordum ama olayı canlı canlı yaşıyordum. Hemen koştuk, Erkan önden, Burak arkadan, ben de soldan motoru düzeltmeye çalışıyorduk. Diyaloglar şöyle devam ediyordu: “Hadi abi yaparsın!”, “Al geri, geri gelseneeee!”, “Mandalla hadi, mandalla tek hamle”, “Cık! Olmadı arkasını çamur topladı”, “Araya taş getirin”, “Orkan, hadi gaz ver hadi!”, “Benim debriyaj bitti, gitmiyor.” Orada olduğumuz sürece 4-5 kişiye elimizden gelen desteği verdik. Yarışan arkadaşlar gerçekten “köklü çıkışı” konusunda haklıydı. 80 derecelik bir patika, ivmelendiğiniz noktada derince bir oyuk, taş ve kök çıkıntıları. Burayı tempolu bir hızla çıkmanız gerekiyor ki tepeye ulaşmayı başarın. Bu etabın özelliği de, yarışçıların teknik destek ekipleri yarışçıların motorlarını çalışır vaziyette tutacak, düdüğün çalmasıyla birlikte yarışçılar motorlarına koşup kumsalı cankurtaran noktasından 2 kere dönerek tamamlayacaklar. SANKİ HEPSİ KOŞARAK ÜSTÜME GELİYOR Çok güzel görünüyordu. İlk ekip kalktı. Süper! İkinci ekipte İnal arkadaşım vardı. Motorunu tutmama izin verdi. Hakem sayıyor 5-4-3-2-1! Alalalalaaa sanki hepsi koşarak üstüme geliyordu! Hooop, atıl kurt, bas gaza! Motora binen hızla kumlarda yol alıyordu. Harika bir eğlence yaşıyordum. DEVE KUŞU GİBİ KUMA GÖMÜLÜNCE BENDE İPLER KOPTU Sıra üçüncü ekibin startına geldi ki, Alain de bu grupta. Ben tutmak için hamle yaparken baktım Şakir yerimi almış Alain’in motorunu tutuyor. Alain, bana bağrıyor “Videoo videooooo!” Tamam, hazırım bekliyorum. Hakemin saymaları bitmek bilmiyor. Bağırıyorum! Start aldılar, ilk bayraktan sonra yakinen tanıdığım Malik arkadaşım deve kuşu gibi kumlara gömülüp, motor üstüne devrilince bende ipler bir anda kopuyor! Yarış hızla devam ederken Malik’i hakemler ve arkadaşlar kaldırdı. Malik, o acıyla motoruna binip turunu tamamladı. Vardığında Malik bitmişti. Gözlerinin içi dolmuştu acısından. Kenara çekip, su verdik. Kolu egzozdan yanmış, sol bacağında sonradan öğrendiğimiz adale zedelenmesi olmuştu. Malik’i ambulans ile göndermeye çalıştıysak da pek gitmek istemedi. (Merak edenler için, acıları bir hafta sonra dindi) Dördüncü etap yarışçıları kalmasın, yarış devam ediyor! Birinci etabın aynısı ile yarış bitecekti. Herkesin yüzünde adrenalinin basıncı, gözlerinde etapların yorgunluğu belli oluyordu. Hepsi, “Bitse de gitsek” durumundaydı. Starttan sonra hemen bitiş noktasına beklemeye gittik. Ormanın derinliklerinde sesler bir yakınlaşıp bir uzaklaşıyor. Bitiş çizgisinde bekleyen minik bir kalabalık var. Geçen yarışçıya ıslıklar ve alkışlar armağan ediyoruz. Biliyorum ki çok yoruldular. Her gelen, bitişin verdiği rahatlık ile finiş noktasının 100 metre ilerisinde durabiliyor. 1, 2, 3, 4 kişi derken sabırsızlanmaya başladım. Seslerden atv mi, motor mu geliyor diye tahminlerde bulunuyorduk. ETABIN ACISIZ BİTMESİ MÜTHİŞ BİR DUYGU Biri yakınlaşıyor “Alain mi? Yok başkasıymış” derken, finiş öncesi suların içinden yakaladığım kare ile tüylerim diken diken oldu. Sanki ağır çekimde geliyordu. Bu kadar zorlu bir etabın, gün sonunda acısız bitmesi müthiş bir duyguydu. Yarışı bitirenler mutluluklarını ödül töreni ile perçinledi. Yarışta ufak bir kaza atlatan Malik’in de çektiği acıya rağmen yarışı bitirerek kendi kategorisinde birinci olması takdire değerdi. SİZ DE HEYECANA ORTAK OLUN Günün sonunda yarışı bitiren- bitiremeyen tüm yarışçı arkadaşlarımı cesaretlerinden dolayı gönülden tebrik ettim. Gerçekten de “Anlatılmaz yaşanır” dedirten bir gün geçirdiler. Size anlatırken elimden geldiği kadar duygularımı ifade etmeye çalıştım. Okuyanlara tavsiyem, yakınlarda iseniz mutlaka tüm yarışlara gitmeye çalışın. Destek verin, siz de heyecana ortak olun. Eminim çok keyif alacaksınız... Sevgilerimle, Afacan |





Türkiye Enduro Şampiyonası’nda mücadele eden yarışçıların birçoğu yakından tanıdığım ve görüştüğüm arkadaşlarım olunca; teknik, psikolojik destek ve keyifli bir macera için, Şile’deki 8. ayak yarışında benim de bulunmam kaçınılmazdı. 







